Sevgili "darbe karşıtları",
Terminolojik olarak bakarsak geniş anlamda darbe; kişilerin siyasi sosyal ve hatta nispeten temel haklarının bir kısmının rafa kaldırılmak suretiyle kısıtlanması ve belli grupların bunu özünde hukuki veya demokratik sistem açıklarından istifade etmek suretiyle gerçekleştirmesidir. Özellikle de bu yönleriyle düşünüldüğünde herkesin tepki gösterdiği, karşıt taraf tuttuğu bir noktadır "terminolojik anlamda darbe".
Benim sıkıntım farklı gözükse de özü itibariyle çok ciddi bir konu sevgili okuyan, araştıran, hakların savunucusu ve teminatı olan arkadaşlarım,
Halihazırda 4207 s.Kanun marifetiyle 19 Temmuz 2009 itibariyle iyice "köpek muamelesi" görmeye başlayan sigara tiryakilerine şimdiye kadar bir cevabınız vardı hep, dediniz ki biz sizin kötü havanızdan etkileniyoruz, sağlığımız bozuluyor. Hepsinde haklısınız, kimsenin bir diğerine kendi keyfi için zarar vermeye hakkı yok, size katılıyorum; ben de sizin haklarınızın teminatıyım.
Lakin şimdi o darbe karşıtı "mental anlamda delikanlı" arkadaşlarımız, artık çıkıp bir zahmet olan bitene biz sigara kullanıcılarıyla beraber ses çıkarıversinler bakalım. Eylül ayından itibaren en ucuz sigara fiyatlarının 2.75'den 10TL'ye çıkarılması ve satılan her paket sigaranın bedelinin 1TL'si kanserle mücadele adına Sağlık Bakanlığı'na kalacak. Şimdi sağlık bakanlığı hepimizden günde 3TL'den yıllık 2000TL'ye yakın para alsın, can sağlığı; hayat kurtaracaksak ölümüne buradayız. Lakin o paraların nereye gittiğini göreceğiz önce..
Ama işin asıl can sıkan tarafı burası değil, sigara tiryakilerine karşı "siz hastasınız, sizi kurtaracağız" tarzı yaklaşımın da bir sınırı var artık. Öncelikle hukuki anlamda böyle bir hakkınız yok, Zürih'teki Hasta Hakları Sözleşmesi'ni göz önüne alırsanız (TC taraftır.) bana istemediğim sürece baş ağrısı için bile tedavi uygulamak gibi bir lüksünüz yok, haddinizi bilin. Bu noktada eylemlerin başlayış sürecinden itibaren almak lazım aslında olayı,
Öncelikle 4207 sayılı Kanun'a temel oluşturan düsturu ele almak lazım. Dünyanın bu tip uygulamayı başlatan neredeyse hiçbir ülkesinde bu kanun "pür katliam" şeklinde düzenlenmemiştir. Bu konuda en çok gürültünün hem içen hem içmeyen tarafından kopartıldığı İspanya'da bile red line district'ler oluşturulup, o bölgelerde alkollü restoranlarda iyi havalandırılması suretiyle kapalı alanlarda da sigara içilmesine müsaade edilmiştir. Dağın başında olabilir bu yerler, hiç dert değil. Ankara'da Gölbaşı, İstanbul'da Silivri bu tip bölgeleri oluşturmaya gayet müsaitler. Ormanlık alan içinde, havası temizlenir. Tamam şehir içinde yine içirmeyin; ancak sigara içenleri toplumdan dışlamaya dönük hareket etmekse amacınız, işin rengi birazcık değişiyor. Artık kanun, kaba tabiriyle "aynı dışkının laciverti" olmaktan epeyce uzaklaşıyor. 4207 s. Kanun, tütün kullanıcılarına hiçbir opsiyon tanımamakta, onları gerektiğinde karda kışta sokağa mahkum etmektedir. Ben zaten girelim içmeyenleri rahatsız edelim demiyorum şehrin göbeğinde; sigara içenlere ormanlık arazilerde bir yer açılsın, orada iyi havalandırmayla sigara içenler görüşsün diyorum. Ama işte tıpkı kanun koyucu gibi vatandaş da, o zaman bir mantığı kalmaz orada yine işkence çekeceğiz sıkıntısına düşmeye başlıyor. İşin doğrusu bu durum bana hem kanun koyucu hem vatandaş açısından şunu çağrıştırıyor: Sigara içmeyenin herşeyi yapmaya, heryere girmeye hakkı vardır; sigara içenin hiçbir şeye hakkı yoktur. Halbu ki burada kanunda öngörülmesi gereken çözüm ne idi? Sigara içenler için anlattığım şekilde bir yer bırakılır; nasıl ki sigara içen içmeyenin mekanına giremiyor ya da içemiyorsa, içmeyenler de içenlerin bulundukları yere gidiyorsa katlanırlar. Lakin dediğim gibi kanuna hakim düsturun mantığı bu oldukça; tütün karşıtlığı cici, tütün kullanıcılığı değil kullanıcıLARI kaka olmaya devam edecektir.
Ha madalyonun öteki yüzü daha da korkunç özünde.
Birileri diyorsa ki bu sizin sağlığınız için yapılıyor, farkında değil misiniz? --> İşte bu darbeciliğin post-modern pasif-agresif şeklidir özünde. Bu iddianın dayanak noktası nedir? Bana istemediğim bir tedaviyi uygulayamayacağınızı zaten yukarıda gerekçesiyle açıkladım. Eğer diyorsanız ki, kendi rızanla bırakmazsan bırakman için her türlü koşulu hazırlar seni zorlarız; bana bunun darbecilikle ayrıldığı hususu açıklayabilir misiniz? Kendime istediğim ölçeklerde zarar verebilirim, burası faşizan devlet değil bana işgücü martavalı okuyamazsınız. Devlet şüphesiz vatandaşının sağlığını ondan önce düşünmelidir; ama bu tercihlere saygı duyma zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. Durkheim'in Kriminolojik Suçta Fayda teorisine göre bir ülkede suç işlenebilmesi aynı zamanda o ülkede özgürlük diye bir kavram olduğunun da ispatıdır; zira suç, çoğunlukla özgürlüğün sapkın ve saygı esgeçilerek kullanılmış halidir. Mevcut durumda gidilen yol, bizim, 4207 sayılı Kanun'u istesek de çiğneyemeyeceğimiz; suç işleyemeyeceğimiz bir doğrultuya yönelmektedir. Durkheim'a göre de özgürlük ortadan kaldırılmaktadır yani..
Temel haklara en ufak müdahaleyi bile darbecilik kabul eden sevgili arkadaşlar, sigaralar 10TL'ye çıkıyor neredesiniz? Gözünüzün önünde temel hakları ezecek, kişiyi yoksayacak surette faaliyetler dönerken, kişiler sigarayı bırakmaya devlet eliyle zorlanırken neden sesiniz çıkmıyor ayıptır sorması? Yarın bu iş büyür de Tekel Birası'nın o kahverengi şişesi marketlerde 25TL olursa da böyle sessizliğinizi koruyacak mısınız? Alkol, hele ki bira, sağlığı tehdit etmiyor mu? Faydaları da var demeyin hiç, sigaranın da tıbben ispatlanmış "faydaları da var". Bugün sigara içene karşı başlatılan bu planlı hareketin, yarın içki içene karşı da yapılamayacağının hiçbir teminatı yoktur. Kaldı ki bu noktada gözüken tek teminat, sigara içmeyenin de müdahale alanları konusunda artık sesini çıkarmasıdır; zira böylece devlet, sessiz ve derinden hareket etmekle bazı özgürlüklere müdahale edemeyeceğini anlamış olacaktır. Sigara içmeyenlerin de artık bize karşı bir sıkıntısı kaldığını sanmıyorum; zira artık dünya sizin, biz 2.sınıf insan muamelesi görmeye mahkum hale getirildik halihazırda.
Tüm bu vehamet ışığında sevgili arkadaşlar, sesinizi duymak isteriz.
Neredesiniz??
