Sunday, September 16, 2007

Uyan Ahmet, Johnny'nin orda sabah oldu...


Cebinizde iki tane sarı 50YTL var. Sıradan, kendi halinde bir Türk vatandaşısınız. Ne gelecek ki başınıza?

Amerika'da 5 tane dolar milyarderi bir araya gelmiş geyik yapıyorlar. Biri diyor ki "Abi çok kral bir para kazanma sistemi buldum, adı Mortgage. Gelin yatıralım şuraya 1'er teklik, en az 1.5 milyar olarak geri alıcaz." Harbi mi lan sesleri arasında gençler bu arkadaşa uyuyor. Borsada 15 şirkete üye olup mortgage için bankalara finansman sağlamak üzere işe girişiyor bu arkadaşlar. Velhasıl aradan zaman geçiyor, Johnny gidiyor 400.000$ kredi çekip (doğası gereği evi de ipotek ettirip) ev alıyor. Sonra bizim uyanıklar bir sabah uyanıyor, canları sıkılıyor "amaaan yaaa" diyip 15 şirketi birden batırıyorlar. Borsa bir anda çöküşte, piyasada dolar yok. Napıcak merkez bankası?? Faizlere abanıcak. Sonuç? Johnny'nin evi oldu 800.000$. Bunu ödeyecek para yok; piyasa çalkantıda evin normal parasını bile ödeyemiyor. Banka (daha doğrusu sizin banka zannettiğiniz spekülatörler) mortgage borcunu tahsil etmeye geliyor. İlk iş olarak da ipotekte olan evi geri alıyorlar. Johnny sokakta, ha bu arada bankaya en az 300.000$ daha borçlu. Peki bizim akıllılar naaptı? Sırf Johnny'nin evinden çok temiz 100.000$ kar ettiler; üstüne bir de sermayeyi ipotekle geri aldılar. Johnny sokakta, aç ve borçlu. Amerika çalkantıda. Tarih 22 Eylül 2007.

Döndük Türkiye'ye. Ne demiştik?? Ahmet'in cebinde iki tane sarı 50lik var. Peki 23 Eylül 2007 sabahı ne oldu? Ahmet uyandı, duş aldı. Sigarasını yaktı televizyonu açtı bir de ne görsün??? Amerikan Merkez Bankası başkanı çıkmış elinde mikrofon Sezen Aksu parçası söylüyor. Hangi parça mı? "Gel gel sarışınım gel, gel sana aşığım gel..." Amerikan merkez bankası, dış harcamalar sebebiyle içeride oluşan dolar açığını kapamak için TC borsasındaki likitideyi geri çekiyor. Nooldu?? Cepteki o sarıların biri gitti, TC borsasının %50'si doğrudan içeride dolaşan sıcak para olarak gözüken ve YTL zannedilen dolar. Ahmet bir of çekiyor, bu da geçer birtanem boşver üzülme diyor. Sonra bizim merkez bankasından şarkı giriyor: Geri dön geri dön, ne olur geri dön. Merkez bankası vatandaşın cebindeki doları piyasada dönen dolar haline getirebilmek için faizleri artırıp Türk parasının değerini düşürüyor. Herkes cepteki doları harcıyor, böylece yeniden piyasada biraz dolar döner oluyor. Piyasa kendini toparlar gibi olunca da bu sefer basıyor TC Merkez Bankası rezervdeki doları piyasaya.(Fazla borçlanmamak için.) Bu arada tabi olmuş zaman 23 Ekim.

24 Ekim sabahı Ahmet gazeteyi açıyor ve bayram ediyor. Oh ulan kurtulduk şu Ermeni zımbırtısından diyor. Zannediyor ki Amerika abisi kendine geldi, Türk tarihçilere ve dönemin kayıtlarına inandı böylece Ermeni Soykırımı tasarısı olayını bu yüzden ebediyen rafa kaldırdı. Ama biraz daha iyi kulak kabartırsa aslında fondan çalan şarkıyı duyacak. "Geeel, sarıl bana sarıl seni istiyoruuuuum geeeel..." Neden mi bu şarkı?? Çünkü aslında bu ılımlı siyasi tavrın asıl sebebi Türkiye'yi fazla küstürmeyip arayı sıcak tutarak, ilişkilerde dengelenme var gibi göstererek merkez bankasının açtığı rezervlerdeki doları da ABD'ye çekmeye çalışmak. Yani Ahmet'in cebinde hani bir sarı(50YTL) kalmıştı ya, o da yeşil(20YTL) olsun; böylece giden bir yeşil bir de kırmızı(10YTL) kökenini aldığı ABD'ye geri dönsün. Mortgage krizi de 1929 bunalımına dönmeden çözülsün.

-Ha tabi ikinci bir ihtimal var ama onu hepimiz biliyoruz. Amerika ne zaman ekonomik açıdan sıkıntıya düşerse dünyanın genelinde ya da ücra biryerinde savaş çıkar, ABD silah satar; herkes de rahatlar. Bunu benden dinlemenize de gerek yok, tarih okumak yeter.-

Peki son durum ne? Bizim vatandaş -Sadece Ahmet değil, tüm mahalle- seçimlerde yeniden bu Ermeni Tasarısı mevzuunu dış politika zaferi gibi gösteren Ğ partisine oyunu verip onu göreve geri getiriyor. Ama bilmiyor aslında, partinin birşey yaptığı yok her şey Amerika'nın biraz daha yanaşıp cebindekini de almaya çalıştığı için verdiği tavizlerden ibaret. Sonra ABD Ahmet'in cebindeki 30'u da aldıktan sonra Türkiye'de ciddi anlamda çok sağlam bir kriz patlıyor; çünkü Ahmet'in cebindeki para %80 azalmış oluyor.

Sonuç?? Yandı gülüm keten helva. 30 tane ekonomi devi getirip 15 yıllık kalkınma planı yapılıyor, 15 yıl sonra aynı hikaye kaldığı yerden sirkülasyona devam.

Tanıdık geldi mi???

Burası Türkiye.

Hepimiz gözlerimizi açmazsak, gözlerimiz işlevsiz hale gelicek. Herkesin bunu artık kavramak zorunluluğu var.

2 comments:

Peanut Butter and Black Coffee said...

Efendim, hoşgeldiniz.
Yazınızı okudum :D Esas yorumlarımı size doğrudan söylemem lazım ama.
Ben bir de kadının hukuki alandaki durumu hakkında bir yazı istiyorum. Ismarlama oluyor muydu?? :D
Hayırlı olsun, seni sonunda konuşturdum. Beynini yicem daha dur :D
A.

dahi anlamındaki de said...

hocam benim bütün param japon yeninde. bana nolucak şimdi tam anlamadım?